Hakikat’in İzinde: Maksut Çeki (Mexsûdê Cekolî) Maksut Çeki (Mexsûdê Cekolî) (1910-1970) Sivas’ın Kangal ilçesine bağlı Torpaşt (Topardıç) köyünde dünyaya gelmiş ve hayatını orada sürdürmüştür. Çeki altmış yıllık hayatı boyunca hem Kürtçe ve Türkçe özgün eserler vermiş, hem de kimi yöresel eserlere kaynaklık ederek onları günümüze taşımış müstesna bir ozan ve dengbêjdir. Mexsûdê Cekolî eserlerinde içinde yaşadığı toplum ve inanç dünyasının kültür mirasını kendine has ve güçlü üslubuyla dile getirmiştir. Onun eserlerinde sedasını bulan bu kültür mirası 16. yüzyıldan beri hem coğrafi hem de kültürel olarak Koçgiri olarak ifade edilen, kabaca Sivas’ın doğusunu kapsayıp komşu il ve ilçelere de taşan coğrafyaya aittir. Osmanlı döneminde idari olarak Dersim ve Çemişgezek sancaklarına bağlı olan bu coğrafya daha çok Kürtçenin Kurmancî lehçesini konuşan Kızılbaş-Alevi topluluklarının yurdudur. Bu topluluklar aşiret ve ocak olarak farklı aidiyetlere sahip olsalar da ortak coğrafya, yaşantı, inanç ve dilleri sayesinde ortak bir kültür dünyası oluşturmuşlardır. Bu zengin kültür dünyası hem tembur ile seslendirilen gülbeng ( gilî ü bang), duaz-ı imam ( dozdeh imam), nefes, mersiye ve deyiş gibi tasavvufi nitelikte Kızılbaş-Alevi eserlerini hem de sözlü tarih ögeleriyle harmanlanmış, melodik bakımdan zengin Kürtçe kılamları var etmiştir. Mexsûdê Cekolî, işte bu zengin kültür dünyasının saklı kalmış bir hazinesidir. Ona dair yapılan bir röportajda hemşerisi Kazım Eryaşar şunları söylemektedir: “Mexsûd bir hazineydi. Sesi çok güzeldi, iyi bir dengbêjdi. Saz çalmanın, kılam söylemenin yanı sıra çok güzel çîrok (hikaye) anlatır, raks ederdi. Şen bir insandı.” Bu çalışmayla birlikte Maksut Çeki’nin ulaşılabilen bütün kayıtlı eserleri kişisel arşivlerden çıkarak ozanların sedasına kıymet veren müzikseverlere ulaşma imkânı bulmuştur. Bu imkânın kişisel arşivlerini bizlere miras olarak emanet eden Sevil Doğan, Seyfettin Çeki ve İsmail Sönmez sayesinde gerçekleştiğini belirtmeliyiz. Var olsunlar. Elinizdeki kayıtların çoğu Maksut Çeki’nin Almanya’ya işçi olarak gitmiş gurbetçi akrabaları tarafından 1960’ların sonlarında, farklı tarihlerde gerçekleşmiştir. Albümdeki eserler, o dönemde Almanya’dan köylerine dönen gurbetçilerin makara teyple yaptıkları ev ve cem û civat kayıtlarından oluşmaktadır. Büyük ozan, kayıtların alınmasından birkaç yıl sonra, 1970 yılında elim bir kazada Hakka yürümüş ancak eserleriyle ardından gelenlere çok kıymetli bir miras bırakmıştır. Bizlere böylesi müstesna bir mirası emanet eden Maksut Çeki’nin isminin, bugüne kadar gerek Kızılbaş-Alevi müziğiyle gerekse Kürtçe müzikle ilgili kaynak ve araştırmalarda yer almaması bir eksiklikti. Onun Behey Sofu, Dîlbera min, Dew Dew gibi birkaç eserinin dışındaki eserleri bu albüme kadar bir “sır” olarak kalmıştı. Bu çalışmayla birlikte onun Kürtçe ve Türkçe olarak seslendirdiği 20 kıymetli eser gün yüzüne çıkmıştır. Bu buluşmaya aracılık yapmak bizler için sevinç kaynağıdır. Sözü edilen eserleri toplamayı başarmış olan bu çalışmanın Maksut Çeki’ye dair araştırmalara kapı aralamasını temenni ederiz. Son söz olarak; Hakikat albümü en çok da Hakikat'i ortaya çıkarma inancıyla yola koyulmuş canların geç de olsa Maksut Çeki’ye hakkını teslim etmesi amacını taşıdığını belirtelim. Bu albümdeki kayıtları yarım asır sonra dinleyiciyle buluşturan yegâne güç Hakikat'e olan saygıdır. Aşk ile